<%WindhowTitle%>



Her gecenin bir sabahı vardır...

9/11/2007 - Siz kör olmadığınıza emin misiniz?

        Eğer kör olmadığınızı düşünüyor ve görüşümde hiç bir kusur yok, her şeyi olduğu gibi görüyorum diyorsanız gelin bir test yapalım...

        Bakalım ne kadar kör değilsiniz?

Siz kör olmadığınıza emin misiniz?

       Görme duygularınız körelmemişse aslında gerçeğe bu kadar yakınsınız...

 

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

10/10/2007 - Bütün sayıların okunuşu

Aşağıda sayı okurken kullanacağınız bütün bölüklerin adlarını bulabilirsiniz. Büyük ihtimal işinize yaramayacak ama ben yine yazayım. 

1. Bir
2. Bin
3. Milyon
4. Milyar
5. Trilyon
6. Katrilyon
7. Kentilyon
8. Seksilyon
9. Septilyon
10. Oktilyon
11. Nonilyon
12. Desilyon
13. Undesilyon
14. Dodesilyon
15. Tredesilyon
16. Kattuordesilyon
17. Kendesilyon
18. Sexdesilyon
19. Septendesilyon
20. Oktodesilyon
21. Novemdesilyon
22. Vigintilyon
23. Unvigintilyon
24. Dovigintilyon
25. Trevigintilyon
26. Kattuorvigintilyon
27. Kenvigintilyon
28. Sexvigintilyon
29. Septenvigintilyon
30. Oktovigintilyon
31. Novemvigintilyon
32. Trigintilyon
33. Untrigintilyon
34. Dotrigintilyon
35. Tretrigintilyon
36. Kattuortrigintilyon
37. Kentrigintilyon
38. Sextrigintilyon
39. Septentrigintilyon
40. Oktotrigintilyon
41. Novemtrigintilyon
42. Katragintilyon
43. Unkatragintilyon
44. Dokatragintilyon
45. Trekatragintilyon
46. Kattuorkatragintilyon
47. Kenkatragintilyon
48. Sexkatragintilyon
49. Septenkatragintilyon
50. Oktokatragintilyon
51. Novemkatragintilyon
52. Kenquagintilyon
53. Unkenquagintilyon
54. Dokenquagintilyon
55. Trekenquagintilyon
56. Kattuorkenquagintilyon
57. Kenkenquagintilyon

58.hehe :D

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

1/9/2007 - Japonya yeni bir internet arıyor...

Japonya İletişim Bakanı, yeni bir araştırma başlattıklarını, amaçlarının interneti daha güvenilir kılmak ve daha az enerji harcayacak bir network (ağ) teknolojisi kullanarak yenileştirmek olduğunu açıkladı.

Japonya yeni bir internet arıyor

İnternetin dünyada yaygınlaşmasıyla güvenlik problemleri gittikçe artıyor. Ayrıca internet farklı tehlikeler getirebiliyor; bunlardan biri hacker diye bilinen korsanlar. Bu korsanlar bilgisayarları ele geçirebiliyor ve bu nedenle on-line bankacılık aracılığı ile banka hesapları boşaltılabiliyor.

Japonya İletişim Bakanlığı Müdür Yardımcısı Yoshihiro Onishi, “Japonya teknoloji konusunda rekabet içinde kalmak zorunda. Yeni bir ağ bağlantısı teknolojisinin 2020 yılında devreye girmesi bekleniyor. İnternet limitini dolduruyor. Bu nedenle böyle bir araştırmaya ihtiyaç duyuyoruz” dedi.

Bilim adamları da aynı fikirdeler. İnternetin yerine geçecek veya internet ile birlikte var olacak tamamen yeni bir ağ bağlantısının gelişmesi gerektiğini düşünüyorlar. Yoshihiro Onishi, “Bu konuda diğer ülkelerle iş birliği söz konusu olabilir” şeklinde açıklama yaptı.

Japonya’da gerçekleştirilene benzer araştırmaların ABD ve Avrupa’da da, internetin altyapı mimarisini yenilemek amacıyla, başlatıldığı belirtiliyor. Ancak özellikle ABD’deki bu girişimlerin 10-15 yıldan önce meyve vermesi beklenmiyor.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

17/8/2007 - CD 25 yaşına bastı

        Plihips firmasının Almanya'nın Hannover şehrindeki fabrikasında ilk CD'yi üretmesinin üzerinden 25 yıl geçti.

CD 25 yaşına bastı

        17 Ağustos 1982'de ilk kez satışa sunulan ve "teknolojik devrim" olarak nitelendirilen CD'ler günümüzde artık miadını doldurmak üzere.

        Compact Disc ya da kısa ve yaygın ifadesiyle "CD" bundan tam 25 yıl önce hayatımıza girdi. Dünyanın en büyük radyo ve televizyon teknolojileri fuarı olan Berlin'deki IFA'da ilk kez sergilenen ve tüm dikkatleri üzerinde toplayan CD'lerin piyasaya çıkması ise fuardan yaklaşık bir yıl sonra oldu.

       45'lik bir plaktan daha küçük boyutlardaki bu parlak cihaza bir uzunçalardaki tüm şarkıların nasıl sığacağını düşünenlerin merakı 17 Ağustos 1982'de giderildi.

CD'lerin ilk prototipleri 1979 yılında Sony ve Philips firmaları tarafından üretilmişti. Ancak ilk başlarda müzik üreticileri kendi arşivlerindeki kayıtları bu dijital plaklara aktarmakla yetindiler. Zira piyasada bu diskleri çalabilecek cihazlar mevcut değildi.

      Philips ve Sony'nin ortak araştırma ve geliştirme faaliyetleri tam beş yıl sürdü. Sonunda 12 santimetre çapında, 1,1 milimetre inceliğinde, ortasında 5 kuruş madeni para büyüklüğünde bir delik bulunan ve üstü ince bir alüminyum tabakasıyla kaplı o dönem için olağanüstü plaklar üretilebildi.

       Philips Almanya'nın Basın Sözcüsü Klaus Petri, müzik endüstrisinin, CD'leri halkın da kullanımına sunma konusunda kolay ikna olmadıklarını söyledi. Petri, "CD'nin geliştirilmesi sürecinde müzik endüstrisindeki tüm kuruluşlar ilk günden beri aktif olarak katkıda bulunmadı. Artık CD'yi halkın kullanımına sunabilecek duruma geldiğimizde ise diğer plak firmalarını da siyah plaktan gümüş dijital plağa geçmeleri konusunda ikna etmek için hayli zorlandık diyebilirim." şeklinde konuştu.

       İlk CD'lerin satışa sunulmasıyla birlikte oluşan merak kısa bir süre içinde kayboldu ve müzik severler ilk yıllarda bu buluşa pek ilgi göstermedi. Bunda gerek CD'lerin gerekse CD çalarların fiyatlarının yüksek olması da önemli bir faktör oldu. Hatta pek çok müzik prodüktörü, CD'lerin pazar paylarının yüzde 50'yi bile geçmesinin mümkün olmayacağını ve yeniden eski plaklara dönüleceğini savundu.

       Ancak zamanla fiyatlar ucuzladı, arza paralel olarak talep de arttı. 1988'de ABD'de ilk kez 100 milyon CD barajı aşıldı. 1994 yılına gelindiğinde ise dünyada satılan CD miktarı, o zamana kadarki plak ve kaset satışlarının toplamından daha yüksek bir seviyeye ulaştı.
5 yıl öncesine kadar Compact Disc'lerin tartışmasız saltanı devam etti. Ancak giderek gelişen teknoloji, bir zamanların 'teknolojik devrimi'nin tahtını sallamaya başladı.

 

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

23/6/2007 - Suya düşen telefona pirinç tedavisi

    


          Cep telefonunuz suya ya da daha kötüsü tuvalete düşse ne yapardınız? Gösterilen refleks tabi ki telefonun değerine ve düştüğü yerin temizliğine göre değişir. Ama telefonu sudan çıkarınca yapılacak ilk iş şunlar olmadı.

                                      

Suya düşen telefona pirinç tedavisi

                                                          

       Birçoğumuz ilk şaşkınlığı atlattıktan sonra, telefonun değerine ve düştüğü suyun temizliğine göre değişen düşünme süresinde elimizi telefonun bulunduğu yere uzatırız.

       Telefonu sulu ortamdan çekip aldıktan sonra sıra ilk müdahaleyi yapmaya gelir. Kot pantolonumuzla silmek, bataryasını çıkarıp içindeki suyu boşaltmak ya da evdeysek saç kurutma makinası ile kurulamak ilk akla gelen çözümlerdir. Bu durumlarda, bir nevi çok kan kaybetmiş hastaya benzeyen cep telefonu, ilk müdahale yapıldıktan sonra yeniden aktif hale getirilmeye çalışıldığında çoğu zaman bizi hayal kırıklığına uğratır. 
       WASHINGTON POST YAZARINDAN MACGYVER ÇÖZÜMÜ

       Böyle bir olayla karşılaşanWashington Post yazarlarından Ernesto Londoño olayın çözümü için evlerimizde sıkça başvurduğumuz bir yöntemi kullanmış. Özellikle nemli ortamlarda tuz gibi gıdaların nemini almak için kullandığımız pirinç, bu olayda kurtarıcı rolü oynamış.

      Tuvalete düşen BlackBerry cihazını çıkarıp yaklaşık yarım saat saç kurutma makinası ile kurutan yazar, daha sonra cihazı içi pirinç dolu kavanoza koyarak sabaha kadar burada tutmuş. Sabaha kadar bu şekilde tutulan telefon, sabah olduğunda yeniden çalışmaya başlamış.

       Pirincin nemi çekme özelliğinden faydalanan Londono, bu tür pratik buluşları ile bildiğimiz MacGyver hatırlatıyor. Bu yöntemin, nem oranı az olan bir ortamda yapılması daha sağlıklı sonuç veriyor.

 


yok YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Sonraki Sayfa ->

e.karayılan

Yoktun, yoksun, olmayacaksın, ne hazin acı Değilmi ki senden, yokluğun bile baştacı ...

Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Kategoriler

www.kitapyurdu.com'dan satın al

Arkadaşlarım

ertanerbek






TV'de Bugün